2022 yılında meydana gelen Hunga-Tonga-Hunga Ha’apai yanardağ patlaması, stratosfere olağanüstü miktarda su buharı enjekte ederek atmosferin kimyasında ve sıcaklık dengesinde önemli değişikliklere neden oldu. 6 Mayıs 2026’da yapılan açıklamaya göre, bu patlama, yaklaşık 150 metre derinlikteki bir su altı volkanından kaynaklanması dolayısıyla, diğer volkanik patlamalardan farklı olarak devasa miktarda su buharı saldı. Uzmanların analizlerine göre, atmosfere yayılan 146 teragram (146 milyon ton) su buharı, stratosferdeki mevcut nem miktarının yüzde 10’unu oluşturuyor. Bu miktar, 1991 yılındaki Pinatubo patlamasından yaklaşık dört kat daha fazla bir nem yükü anlamına geliyor.
Volkanik patlamaların genellikle kükürt kaynaklı “örtü” etkisi ile dünya sıcaklıklarını artırması beklenirken, Tonga’da yaşanan patlama, stratosferde alışılmadık bir soğuma sürecine yol açtı. Bilim insanları, su buharının ısıyı hapsetmek yerine uzaya yayması sonucunda bazı atmosfer katmanlarında sıcaklığın 0,5 ila 1 derece Celsius arasında düştüğünü tespit etti. Bu durum, su buharının radyatif etkilerinin, volkanik aerosollerin oluşturduğu ısınma etkisinden daha güçlü hale geldiği şeklinde açıklandı.
Patlamanın sonuçları yalnızca sıcaklık düşüşü ile sınırlı kalmadı; aynı zamanda basınç dalgaları dünyanın dört bir yanını dolaşarak çeşitli kıyılarda “meteotsunami” olgusuna yol açtı. Araştırmalar, stratosfere salınan bu yoğun nemin atmosferik kimyasal süreçleri etkilemeye devam ettiğini ortaya koyuyor. 2025 yılı itibarıyla gökyüzündeki nem seviyesinin normalin üzerinde olduğu gözlemlenirken, bu “su izi”nin 2020’lerin sonuna kadar atmosferik dengeleri etkilemeye devam etmesi bekleniyor.