Öğretici’nin ifadelerine göre emekli maaşları, artan yaşam maliyetine karşın önemli ölçüde erimiş durumda ve yapılan zamlar genellikle gerçek enflasyonun gerisinde kalmış. Sorun, emekli maaşlarını tümüyle adil bir şekilde ele almaktan ziyade sadece en düşük emekli maaşı üzerinden yapılan düzenlemelerde yatıyor. Bu yaklaşım, az prim ödeyen ile çok prim ödeyen arasındaki farkı azaltarak adalet duygusunu zedeleyen bir tablo oluşturuyor. Şu anki durumda, 3600 gün prim ödeyen bir emekli ile 9000 gün prim ödeyen bir emeklinin aynı maaşı alması, sosyal güvenlik sisteminin temel prensipleriyle uyuşmuyor. Bu nedenle, uzun süre çalışan ve sisteme daha fazla katkı sağlayan emeklilerin emekli maaşlarını adil bir şekilde alması gerekiyor. Emeklilik sisteminde denge ve hakkaniyetin yeniden sağlanması gerekmekte olup; en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi, prim ödeme süresine göre emekli maaşlarının artırılması ve az-prime göre çok-prime arasındaki farkın korunması gerektiği belirtiliyor. Bu şekilde adil bir emeklilik sisteminin, çalışanlar ve emekliler için sosyal devlet anlayışının bir gerekliliği olduğu vurgulanıyor.