“`html
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Yönelik Uluslararası Komplonun 27. Yılı
Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998 tarihinde Suriye’den ayrılmasıyla başlayan ve toplamda 134 gün süren “sürek avının” ardından, 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesiyle devam eden Uluslararası Komplo’nun üzerinden 27 yıl geçti. Bu komplonun hedefi, Öcalan şahsında Kürt halkının imha ve tasfiye edilmesidir. Geçtiğimiz yıllarda farklı yöntemlerle uygulanan bu komplo, son olarak 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde ve Rojava genelindeki cihadist grupların saldırılarıyla bir kez daha gündeme geldi.
Öcalan, “İkinci 15 Şubat Komplosu” olarak tanımladığı bu saldırılara karşı tarihi bir müdahale ile cevap verdi.
KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, Abdullah Öcalan’ın müdahalesinin ve Kürt halkının ulusal direnişinin, komplonun bir kez daha etkisiz hale gelmesini sağladığını belirtti. Ancak, tehlikenin hâlâ var olduğuna dikkat çekti. Kartal, 15 Şubat Uluslararası Komplosu’nun, günümüzde de Kürt halkının geleceğini tehdit eden bir unsur olduğunu, Rojava’da yaşananların bu durumu açıkça gösterdiğini vurguladı. Bunun temel sebebi, Abdullah Öcalan’ın milliyetçiliğe ve savaşa karşı önerdiği kadın özgürlükçü, demokratik ve ekolojik toplum projesinin Rojava’da somutlaşmasıdır. Kartal, ‘İmralı Duruşu’nun bu saldırılara karşı önemini vurguladı.
Remzi Kartal, Uluslararası Komplo’nun hedefleri ve sonuçları üzerine Mezopotamya Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Yönelik Uluslararası Komplonun 27. Yılı
Bugün Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus anlayışının uygulamaya koyulduğu Rojava, ikinci bir komplo tehdidi altındadır. Komplonun arkasındaki amaç nedir?
Kürt halkının geleceğini hedef alan Uluslararası Komplo’yu şiddetle kınıyorum. Bu komploları tasarlayan ve uygulayan tüm güçler, halkımızın tarihinde karanlık bir sayfada yer alacaklardır. 27. yıl dönümünde Rojava’da yaşananlar, komplocuların yeniden başarılı olma çabalarının net bir göstergesidir. Önder Apo, 27 yılı aşkın sürede gösterdiği duruşuyla, uluslararası komplonun sonuç almasına izin vermemiştir. Milliyetçilik temelinde yürütülen savaşlarla bölgedeki yeni dizayn çabalarına alternatif bir paradigma sundu. Rojava Devrimi, farklı halklar ve inançlar arasında demokratik bir yaşam için önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Bu nedenle, komplocular geri adım atmadı; Rojava halkına ve devrime yönelik yeni saldırılar planlıyorlar. Asıl hedef, bölgedeki zengin inanç ve etnik kimliklere sahip halkların barış içinde yaşamasını engellemektir. Önder Apo’nun mücadelesi, Rojava’da bu yeni tehlikelerin önüne geçti.
Mücadelelerine devam eden halk, bu uluslararası komploların neden olduğu tahribatlara karşı daha fazla dikkatli olmalıdır. Bu vesileyle Önder Apo’nun bu süreçteki duruşunu ve direnişini saygıyla anıyor, halkımızın ve dostlarımızın da onun etrafında kenetlenmesini destekliyorum.
Uluslararası Komplonun Başlangıcı ve Sonrası
Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkmasıyla birlikte, bu sürecin başlangıcı olan komplo, ilk günden itibaren sadece Kürt halkına değil, bölge halklarına da karşı bir tehlike taşımaktaydı. Ancak Önder Apo, bu durumu önceden tespit ederek çözüm yolları geliştirdi.
Şu anda yine büyük bir tehlike var. Komplocular, Kürt ve Türk halkları arasında çatışma çıkarma hedefini güdüyorlardı. Önder Apo, bu çatışma zeminini ortadan kaldırarak, uluslararası komployu boşa çıkarmıştır. Özgürlük Manifestosu ile bölge halklarının bir arada barış içinde yaşama projesini sundu.
Demokratik Konfederalizm çerçevesinde sunmuş olduğu kadın özgürlükçü, demokratik, ekolojik toplum önerisi, önemli bir çözüm yolu oluşturdu. Önder Apo, sürekli olarak askeri çözümlerin sonuç vermeyeceğini anlatmaya çalıştı. Devletin inkar ve imha politikalarının hem Kürtlere hem de bütün bölge halklarına getirdiği yıkımları dikkate alarak, tüm halklar için demokratik bir çözüm önerdi.
Bu süreçte, Türk devleti de kendi politikalarını sürdürmeye çalışıyor, fakat halkın iradesi her zaman bu tür saldırılara direnmeye devam edecek.
Rojava Bağlamında Gelişmeler ve Uluslararası Durum
Rojava’ya yönelik saldırılar, her ne kadar devam etse de, bu bölgedeki halkın birlik içinde durmasını kolaylaştırmaktadır. Ortadoğu’da, halkların bir arada yaşaması tamamen farklı inanç ve etnik yapıların bir bütün oluşturmasına bağlıdır. Tam tersine, ulusal çıkarlara dayanarak halklar arası çatışmayı teşvik eden politikalar, bölgedeki insanların yaşamını daha da zor hale getirecektir.
Son günlerde Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, belli başlı yerleri hedef göstermesi, ülkede korku ve belirsizlik yaratmanın yanı sıra uluslararası güçlerin Kürtlere karşı bir flört içerisinde olduğunu göstermektedir. Halkın bilinçli olması ve her türlü komploya karşı hazırlıklı durması gerekmektedir. Rojava Devrimi’nin korunması, Türkiye ve çevresindeki devletlerin baskılarına karşı bir savunma mekanizması oluşturacaktır.
Halkın Mesajı ve Siyasi Partilere Çağrı
Bütün bu gelişmeler halkın direnişiyle örtüşmektedir. Rojava’daki mücadele, artık sadece yerel bir mesele olmanın ötesinde, uluslararası bir direniş haline gelmiştir. Dört parça Kürdistan’dan gelen gençlerin Rojava’ya katılarak verdikleri mücadele, halkların iradesinin nasıl kenetlendiğini gösterir niteliktedir. Halkımız, “Asla teslim olmayacağız” mesajını vermektedir.
Aynı zamanda siyasi partilere de seslenmekteyiz; halkın iradesine saygı göstermeleri ve ulusal birliğin sağlanması adına adımlar atmaları gerekmektedir. Uluslararası alandaki gelişmeleri de dikkate alarak, birleşik bir duruş sergileme zamanı gelmiştir.
14 Şubat’ta yapılacak eylemler, Önder Apo’ya özgürlük ve Rojava’ya statü talep etmek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Herkesin bu tarihte gerçekleştirilecek etkinliklere katılması ve seslerini duydurması son derece önemli.
Özgür Paksoy – Mesut Bağcı / MA
“`