2026 yılı itibarıyla Türk Borçlar Kanunu’na dayanan düzenlemelere göre, kiracılar belirli kurallara uymadıkları takdirde yalnızca 30 gün içinde tahliye edilebilirler. İşte kiracıların dikkat etmesi gereken önemli noktalar ve ev sahiplerinin yasal hakları hakkında bilmeniz gerekenler…
Kiralık konutlarda, ortak yaşam kurallarına uymayan, gürültü çıkaran ya da taşınmazı amacının dışında kullanan kiracılar için yasal tahliye süreci başlatılabilir. Kira sözleşmesini imzalayan bir kiracı, sadece kira bedelini zamanında ödemekle yükümlü değildir; aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu’na göre kiralanan alanı sözleşmeye uygun bir biçimde kullanmak, taşınmazın bakım ve temizlik sorumluluklarını yerine getirmek ve komşularına saygı göstermekle de sorumludur.
Eğer bir kiracı:
– Sürekli gürültü çıkararak komşularını rahatsız ediyorsa,
– Apartmanın ortak yaşam kurallarını ihlal ediyorsa,
– Evini depo, iş yeri ya da günlük kiralık daire gibi başka bir amaçla kullanıyorsa,
ev sahibi için haklı fesih ve tahliye davası açma hakkı doğar.
**30 Günlük İhtar Süresi**
Yasal süreçte, komşuluk kurallarına ve özen borcuna aykırılık tespit edilirse, ev sahibinin kiracıya yazılı bir ihtarname göndermesi gerekmektedir. İhtarnamede kiracıya durumu düzeltmesi için en az 30 günlük bir süre verilmesi esastır. Bu süre içinde uyarılara rağmen durumu düzeltmeyen veya kurallara uymamaya devam eden kiracı, tahliye riski ile karşı karşıya kalır.
**Acelenin Olduğu Durumlar**
Ancak, kanun belirli bir istisna tanımaktadır: Kiracının davranışları, apartmandaki diğer sakinler için durumu “çekilmez” hale getiriyor veya kiracı, eve kasten ciddi zarar veriyorsa, ev sahibi 30 günlük süreyi beklemek zorunda değildir. Böyle durumlarda süre tanımaksızın doğrudan tahliye davası açılabilir.
**Somut Deliller Gerekli**
“Komşular rahatsız oluyor” şeklindeki soyut iddialar, mahkemede tahliye için yeterli sayılmamaktadır. Hukuk mahkemeleri, mülk sahibinin talebini değerlendirirken özen borcuna aykırılığın somut delillerle kanıtlanmasını istemektedir. Bu süreçte delil olarak kabul edilen en etkili unsurlar şunlardır:
– Resmi Kolluk Tutanakları: Gürültü ya da huzursuzluk yaşandığında olay yerine gelen polis veya jandarma tarafından tutulan resmi belgeler en güçlü kanıtlardandır.
– Bina Yönetim Defteri ve Şikayetler: Apartman yönetiminin karar defterine işlenen şikayetler, yönetim tarafından tutulan tutanaklar ve sakinlerden gelen yazılı başvurular.
– Komşu ve Tanık Beyanları: Rahatsızlık yaşayan diğer kat maliklerinin mahkeme huzurunda vereceği sözlü ifadeler.
Uzmanlar, kiracı-ev sahibi ihtilaflarında mülk sahiplerinin yasal haklarını koruyabilmeleri için, yaşanan her olumsuz durumu resmi kanallarda (tutanak, dilekçe, ihtar) zamanında kaydetmeleri gerektiğini vurgulamaktadır.